Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

özel öğrenme güçlüğü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özel öğrenme güçlüğü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Aralık 2013 Pazartesi

Üstün Zekalı Çocuklarda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu/Dikkat Eksikliği Bozukluğu

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) ya da Dikkat Eksikliği Bozukluğu (DEB) ile zeka arasında doğrudan bir ilişki olmamakla birlikte, bazı kaynaklar DEHB/DEB olan çocukların, normal nüfusa göre, üstün zekalı olma olasılığının daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, bazı aileler ve öğretmenler bu çocukların aşırı hareketliliğini  ve dürtüsellikten kaynaklanan bazı davranış bozukluklarını bu çocukların zeki olmalarına bağlarlar. Oysa zeka en genel anlamıyla çevreye uyum gösterme becerisidir. Dolayısıyla zeki çocuklar, eğer DEHB gibi bir sorunları yoksa,  okula ve arkadaşlarına çok iyi uyum gösterirler.
DEHB/DEB olan üstün zekalı çocukları, diğer üstün zekalı çocuklardan ayıran en temel özellik, bu çocukların ders çalışma konusunda tembel olmalarıdır. Öğretmen ve ailelere  göre bir çocuğun çalışkan ya da tembel olması çocuğun kendi elindedir ve değiştirilebilir bir özelliktir. Çocuğun çalışıp çalışmaması onun isteği ve motivasyonuna bağlıdır. Bu nedenle, öğretmen ve aileler en çok bu çocuklara kızarlar. Çünkü kapasiteleri(zekaları) olduğu halde bu kapasiteyi birilerine inat kullanmamaktadırlar.
Oysa bu saptama  yanlıştır. Tembellik çok kapsamlı bir zihinsel sürecin ürünü olarak ortaya çıkmaktadır. Okulda tembel olarak adlandırılan bir çocuğun, günlük faaliyetlerinde tembel olmadığını hatta beklenenin üzerinde hareketli olduğunu görmek mümkündür. Bu da istediği zaman yapıyor biçiminde değerlendirilir.
Aile ve öğretmenlerin okulda tembellikle, bazen de sorumsuzlukla suçladıkları çocukların asıl sorunu kendilerinden beklenen zihinsel eylemleri gerçekleştirmek için gerekli bazı zihinsel becerilere sahip olmamalarıdır. Ancak zihinsel beceri eksikliği, yüksek zekalı çocuklara yakıştırılamaz. Diğer bir değişle,  zeki çocuğun öğrenme kapasitesinin de yüksek olması beklenir. Oysa öğrenme güçlüğü, zekadan bağımsız bir sorundur. Öğrenme güçlüğü olan üstün zekalı çocuklar, kavrama, yorumlama gibi üst düzey becerilerde çok başarılıyken, ezber gerektiren alt düzey becerilerde sorun yaşarlar.
Okul öğrenmelerinde bazı bilgilerin ezberlenmesi zorunludur. Örneğin, matematik dersinde başarılı olmak için, 7+8= 15 olduğunu, çarpım tablosunu, geometrik şekillerin alan ve hacim hesaplama formüllerini vb. ezbere bilmek gerekir. DEHB olan üstün zekalı çocukların öğrenmede en çok güçlük çektikleri de bu ezber bilgilerdir. Her üst düzey bilgi, ezberlenmesi gereken alt düzey bilgilerin üzerine inşa edildiği için zamanla bu çocukların dersleri takip etmesi güçleşir ve çocuklar derslerden koparlar.
Zeka testleri çocukların yaşı ilerledikçe öğrenmeye dayalı bilgileri daha çok ölçtüğü için, okulda verilen eğitimden yeterince yararlanamayan bu çocuklar, ileriki yaşlarda tekrarlanan zeka testlerinde daha düşük puan alırlar.
Üstün zekalı DEHB/DEB olan çocuklara okul yaşamında destek verilmezse, bu çocuklar giderek okuldan kopar, bazen erken sınıflarda okulu terk ederler. Toplum için önemli bir değer olan bu çocukların kaybolmamaları için mutlaka akademik olarak desteklenmeleri gerekir.

Prof. Dr. Münire ERDEN
Dr. Seda SARAÇ
FARKLI ÇOCUKLAR
DEHB VE DİSLEKSİ EĞİTİM DANIŞMANLIĞI
www.farklicocuklar.com

12 Aralık 2013 Perşembe

DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU (DEHB) OLAN ÇOCUKLAR NEDEN ÖDEV YAPAMAZ?

DEHB olan çocukların ödev yapmamaları, ailelerin  en büyük sorunlarından biridir. Ödev yapma kavgası, çocuk okuldan eve gelince ödevlerin sorulmasıyla başlar ve uyuyuncaya kadar devam eder.  Bu süreçte bizler genellikle öğretmenin çok ödev verdiğini düşünürüz. Oysa verilen ödevi diğer çocuklar yaklaşık bir saat içinde ve çoğu zaman anne babalarının haberi bile olmadan tamamlamaktadırlar.
Peki bizim çocuğumuz niçin yapamıyor? Bu soruyu yanıtlamak için önce bir ödevin tamamlanması için çocuğun sahip olması gereken becerilere bakmak gerekir.
Düzenli ve kendi başına ödev yapan bir çocuk;
1.Önce yapacağı ödevi analiz eder. Analiz sırasında, ödeve şöyle bir göz gezdirir. Ödevin zorluğuna ilişkin saptamalar yapar. Ödevi ne kadar zamanda tamamlayabileceğini, ödevi yaparken ne tür materyallere ihtiyacı olacağını belirler (defter, kitap, hesap makinesi gibi), nereden başlayacağını, nasıl ilerleyeceğini, gerekirse kimden ya da nereden yardım alacağını, vb. belirler.
2.Analiz sonucunda plan yapar. Planlama sırasında,  ders çalışmaya ne zaman başlayacağına, nerede ara vereceğine ve ne zaman bitireceğine karar verir. Diğer bir değişle, zamanı planlar.
3.Planını uygulamaya geçirir. Çocuk planladığı saatte çalışmaya başlar. Çalışması için gerekli olan tüm malzemeleri hazırlar. Dersi dinlediği için konuyu biliyordur. Takıldığı bir soru olduğu zaman, hangi, kaynaktan nasıl yararlanabileceğine ilişkin becerisi vardır. Plan doğrultusunda, stratejiler kullanarak ödevi yapmaya devam eden çocuk bir yandan da ödevi yapma hızı, soruları anlayıp anlamadığı, seçilen stratejilerin işe yarayıp yaramadığı, doğru sonuçlara ulaşıp ulaşamadığı, her şeyin yolunda gidip gitmediğini izler.
4. Değerlendirme: Çocuk dersini bitirdikten sonra yaptıklarını kontrol eder. Yanlışlarını düzeltir. Nerede hata yaptığını, yapamadıkları varsa eksikliklerinin neler olduğunu ve nasıl tamamlayacağını farkındadır.
Görüldüğü gibi  bir çocuğun  ödeve başlaması ve bitirebilmesi için bir çok beceriye sahip olması gerekir. Bu beceriler özdüzenleme becerileri olarak adlandırılır.
Son zamanlar da yapılan çalışmalar DEHB en genel anlamıyla özdüzenleme becerisi yetersizliği olduğunu göstermektedir. Diğer bir değişle DEHB olan çocuklar yukarıdaki becerilerin hemen  hepsinde sorun yaşamaktadırlar. Bu nedenle DEHB olan çocukları yardımsız ödev yapmaya ikna etmek ya da göndermek boşuna bir mücadeledir.
DEHB olan çocuğumuzun ödevlerini yapmasını istiyorsak, mutlaka yanında oturup ödev için gerekli malzemeleri tamamlamasında, zamanın planlamasında, okulda kaçırdığı konuları yeniden öğrenmesinde ona destek olmalıyız. Kuşkusuz yardım sırasında sinirlenmememiz, bir şey yapmıyorsa bize inat değil, yapamadığı için yapmadığı gerçeğini kabul etmemiz gerekiyor. Kuşkusuz bu güç ve yorucu bir süreçtir. Bu emeği gösterecek gücümüz, bilgimiz yoksa dışarıdan çocuğumuzu çalıştıracak birisini bulmalıyız.


Prof. Dr. Münire ERDEN
Dr. Seda SARAÇ
FARKLI ÇOCUKLAR
DEHB VE DİSLEKSİ EĞİTİM DANIŞMANLIĞI
www.farklicocuklar.com

24 Mart 2012 Cumartesi

DİSLEKSİ NEDİR?

Çocukların büyük bir çoğunluğu birinci sınıfa başladıktan sonra  3-4 ay içinde okuma-yazmaya başlar ve bu beceriyi kısa süre içinde geliştirirler. Doğal olarak, anne-baba olarak bizlerin beklentisi de budur. Ama maalesef okula yeni başlayan çocukların yaklaşık %10’u diğerleri kadar şanslı değildir. Onlar için okul kısa sürede kabusa dönüşür. Bu sıkıntı önlem alınmazsa bütün eğitim hayatı boyunca devam eder.
 Herhangi bir zihinsel sorunu, duyma ve görme engeli olmayan bir öğrenci okuma yazmada zorluk çekiyorsa ilk akla gelmesi gereken sorun Disleksi olmalıdır. İlk kez 1881 yılında tanımlanan bu bozukluk, Dünya Nöroloji Federasyonu tarafından “ geleneksel eğitim ortamında, yeterli zekaya ve sosyokültürel fırsata sahip olmasına rağmen, okumayı öğrenme güçlüğü ile kendini gösteren bir bozukluk” olarak tanımlamıştır.
En geniş anlamıyla disleksi, akıcı okuma ve okuduğunu anlama sorunuyla kendisini gösteren nörolojik temelli bir öğrenme güçlüğüdür. Disleksinin temelinde sesleri farketme, çözümleme, harfe dönüştürme, işitsel kısa süreli bellek ve hızlı isimlendirme sorunları vardır. Disleksi, görme işitme problemlerinden kaynaklanan ve nörolojik olmayan okuma güçlüğünden ya da yetersiz öğretim ortamından kaynaklanan okuma güçlüğünden farklıdır.
Disleksi, zihinsel bir yetersizlik değildir ve zeka ile ilişkisi yoktur. Hatta zeka düzeyi çok yüksek çocuklarda da görülmektedir. Disleksiklerin zeka düzeyleri  düşük olmadığı gibi özel yeteneklere de sahip olabilirler. İzafiyet teorisini ortaya koyan Albert Einstein,  Rönesans döneminin büyük mimar, heykeltraş ve ressam Leonardo da Vinci, sinema oyuncusu Tom Cruise, şarkıcı ve sinema oyuncusu Cher, disleksik ünlüler arasındadır.
 Disleksinin nedenleri
Disleksi doğuştan gelen gelişimsel ve travmaya bağlı disleksi olarak ikiye ayrılır. Doğuştan gelen disleksi kalıtsal olabileceği gibi, doğum öncesi, doğum sırasında ve doğum sonrası komplikasyonlara bağlı olarak da gelişebilir.
Günümüzde disleksinin özellikle sol ve arka beyinde  meydana gelen bir fonksiyon bozukluğu olduğu bilinmektedir. Yandaki resimde görüldüğü gibi normal bireyler okurken arka beyindeki iki bölge ve ön beyinden yararlanırlar. Disleksik olanlar ise okurken sadece önbeyindeki bir bölgeyi kullanırlar. Ancak bunun nedeni ve  tedavi yolu bilinmemektedir. Bu nedenle, çocuğumuz disleksi ise, neden disleksi olduğuna takılmayıp, bundan sonra ne yapmalıyız sorusu üzerine odaklanılmalıdır. 
Disleksinin Belirtileri
Dislekside erken tanı, hem çocuğun okuma becerisinin geliştirilmesi hem de gelecekte alacakları eğitimin nasıl olması gerektiğini belirlemek açısından çok önemlidir. Son yıllarda yapılan araştırmalar, erken eğitim desteğinin, özellikle okumanın akıcılığının arttırılmasında önemli rol oynadığını göstermektedir. Bu nedenle ailelerin, çocuğun okuma performansını izlemelerinde büyük yarar vardır. Aşağıda okul kademelerine göre başlıca disleksi belirtileri yer almaktadır.
 Okul Öncesi Dönemde Gözlenen  Belirtiler
Bir çocukta disleksi tanısının konması okul öncesinde gözlemek biraz güçtür. Ancak aşağıdaki yetersizlikler disleksinin işaretleri olabilir.
Konuşmada gecikme
Yeni sözcükleri yavaş öğrenme.
Konuşurken anlama en uygun kelimeyi seçmede zorluk.
Kafiyeli sözcükleri öğrenmede güçlük
Harfleri tanımada güçlük
Harfleri ters yazma (b ve d, p ve q harflerini, 6 ve 9 , 21 ve 12 gibi sayıları ters algılama)
Yön (yukarı, aşağı gibi) ve zaman (önce, sonra, dün, yarın gibi) kavramları konusunda sorunlar.
İlköğretimin Başında Gözlenen Belirtiler

Alfabedeki harf dizinini öğrenmede güçlük
Seslerin karşılığı olan harfleri bulmada güçlük.
Kafiyeli sözcük üretmede ve sözcüğü oluşturan harfleri
söylemede güçlük.
Hecelemede güçlük.
Sözcükleri, nesne ve kavram isimlerini hatırlamada güçlük.
Yazılı sözcükleri seslendirmede güçlük
Bir sözcükteki benzer sesleri ayırtetmede güçlük ve seslerin
yerini değiştirme (Ör: Ekşi/eşki) .
Yazılı kelimeleri öğrenme ve hatırlamada zorluk.
Okurken kelime, satır atlama ve/ya da sözcüklerin sonuna ek
ekleme ve ekleri okumama. 
Yazı yazmada zorluk. Yazarken harf atlama ya da yanlış harf
kullanma.
İlköğretim İkinci kademedeki belirtiler
Bazen okuma yazmayı çözen çocuklarda disleksi farkedilmez. Oysa etkisi devam etmektedir. Bu çocuklarda, 5. 6. sınıfa geldiklerinde ise;
Yavaş ya da yanlış okuma
Yazıda çok sayıda imla hatası (Cümle sonlarına nokta koymama
cümle başında büyük harf kullanmamavb.)
Sesli okumada güçlük, sözcükleri yanlış sırayla okuma, kelime atlama yada sözcüye takı ekleme
Sözcüklerin doğru anlamını bílmeme.
Çok kullanılmayan sözcükleri okuma ya da telafuz etmede güçlük
gibi sorunlar ortaya çıkmaktadır.
Disleksiye eşlik eden diğer öğrenme güçlükleri
 Disleksi tek başına var olduğu zaman, tanısı  ve   çocuğun sorunları ile başetmesi daha kolaydır.
Ancak,  çoğu zaman Disleksiye birçok öğrenme güçlüğü eşlik edebilmektedir. Bu nedenle bazı kaynaklar  bu farklı güçlüklerin belirtilerini de Disleksi belirtisi olarak göstermektedir. Disleksi diğer öğrenme güçlükleri ile birleştiğinde çok ciddi bir sorun haline gelmektedir. Bazen de diğer öğrenme güçlükleri ile karıştırılmaktadır.  Bunların başlıcaları aşağıda açıklanmaktadır.
Yazma Bozukluğu  (Dysgraphia) : Bu öğrenme güçlüğü el göz koordinasyonundaki bozukluk nedeniyle ortaya çıkan yazma güçlüğüdür. Yazma bozukluğu olan çocuklar  hem yazma sürecinde çok yorulup güçlük çeker hem de yazıları okunaksızdır.
Matematik İşlemi Yapma Bozukluğu  (Dyscalculia): Sayı sayma, çarpım tablosu, basit dört işlem gibi matematik kavram ve ilkelerinin hatırlanmasında güçlük yaşanmasıyla açıklanır. Diskalkuli olan bireyler çok karmaşık matematik problemlerini çözme yollarını bulurken, en basit matematiksel becerileri yerine getiremezler.
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB):  Disleksiklerin yaklaşık %12-%24’ünde aynı zamanda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu(DEHB) da görülür. Bu durumda tanısı daha kolay olduğu için çocuğa DEHB tanısı konur ve disleksi fark edilmeyebilir. Bu çocuğa DEHB tedavisi uygulanması okuma sorununu çözmez. Ayrıca iki güçlük birlikte olduğu zaman okuma öğretimi  güçleşir.  
Disleksliklerin Eğitim Sürecinde Karşılaştıkları Sorunlar
Ülkemizde sadece disleksik olan çocuklar, Türkçe’nin yapısından ötürü (ses sayısının az olması ve her sesin bir karakterle temsil edilmesi) geç de olsa okuma-yazmayı çözebilirler. Ancak yaşıtlarından daha yavaş ve bazı sözükleri yanlış okumaları gözden kaçar. Bu yetersizlikleri; hız, uzun okuma ve yazma gerektiren sınavlarda başarısız olmalarına neden olur. Bazen de yaptıkları imla hataları, kötü yazıları nedeniyle öğretmenleri tarafından cezalandırılırlar. Çoktan seçmeli sınavlarda göreli olarak daha başarılı olmalarına karşın, soru kökünü yanlış okuma, sözcük atlama gibi nedenlerle yanlış seçeneklere yönelebilirler.
Bu çocuklar, sembollerle ilgili problemler  yaşadıkları için, matematik dersindeki sembolik göstergeler ve kavramları algılamakta da güçlük çekerler. Ayrıca ezberleme güçlüğü yaşadıkları için sayıları sırasıyla düz ve ters sayma, basit toplama işlemlerin sonucunu hızlı söyleme, çarpım tablosunu hatırlama gibi becerilerde de zorluk çekerek  matematik dersinde de başarısız olurlar.
Disleksiklerin ezberleme güçlüğü, dil bilgisi kurallarını öğrenmede sorun yaşamalarına neden olur. Bu durum yabancı dil öğrenmelerini de güçleştirir.   
Disleksiyle Başetmede  Çevre ve Eğitimin Rolü
Yapılan araştırmalar, eğitim düzeyi yüksek anne-baba ve nitelikli öğretmen gibi çevresel etmenlerin erken tanıyı ve  çocukların  sorunlarıyla başa çıkmalarını kolaylaştırdığını göstermektedir.
Aileler, öğrenme güçlüğü çeken çocuklarına karşı zorlayıcı davranmamalı, yardım ederken sinirlenmemeli, çocuğun anlayamadığı  konuları gerekirse defalarca tekrar etmelidirler. Bu çocukların istemedikleri için okumadıklarına inanmak en büyük yanlıştır. Onlar okuyamadıkları için okumak istememektedirler.
Çocukla zıtlaşmak, okumasıyla alay etmek sorunu daha da büyütür. Çocuk aile ile iletişimi keser ve kaygı düzeyi yükselir. Bu nedenle anne babalar yeterli sabıra ve öğretme becerisine sahip değilse mutlaka uzman yardımı almalıdır. Unutulmamalı ki disleksik çocukların akıcı ve doğru okumaları uzun süreli okuma eğitimi ile mümkündür.


 DİSLEKSİ HAKKINDA DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

Zeka ve okuma becerisi arasında ilişki vardır. Bu nedenle okuyamayan kişiler zeki olamaz:
Okuma yazma  aslında kolay edinilen bir  beceridir. Eğitilebilir düzeyde zekaya sahip bireyler okuma yazma öğrenebilir. Disleksi ortalama zekaya sahip olan çocukların yanı sıra üstün zekalı çocuklarda da görülebilen bir bozukluktur. Tarih boyunca birçok dahinin disleksi olduğu bilinmektedir.
Disleksi olanlar okumayı öğrenemez.
Disleksi okuma güçlüğü olmakla birlikte yoğun bir eğitim programıyla disleksik çocukların okumayı öğrenmeleri mümkündür.
Disleksi nadiren görülür.
Disleksi tanısı zor olan bir bozukluk olduğu için bir çok insan disleksi olduğunu bilmeden yaşamaktadır. Yurt dışında yapılan araştırmalar disleksikleri nüfusun %3-%10 arasında olduğunu göstermektedir.
Disleksi tanısı koymak mümkün değildir.
Çocuğun okuma yazma becerileri ölçülerek  disleksi tanısı koymak mümkündir.
Disleksi tıbbi bir tanıdır. Disleksi tıbbi olarak tedavi edilebilir.
Disleksi tanısı koymak için herhangi bir tıbbi değerlendirmeye ihtiyaç yoktur. Disleksi tanısı, çocuğun okuma becerisinin ölçülmesi ile konulur. Bu da doktorların uzmanlık alanı değildir. Disleksi bir hastalık değildir. Tıbbi tedavisi, ilacı yoktur.
Erken dönemde görülen okuma yazma güçlükleri zamanla geçer.Bu sadece gelişimsel bir geriliktir. Disleksi yaş büyüdükçe geçer.
Disleksi kendi kendine zamanla geçmez. Ancak disleksikler zamanla bu sorunla başa çıkabilmeyi öğrenirler.
Disleksisi olan çocuklara sınıf tekrarı yaptırmak sorunu çözer.
Araştırmalar, disleksikler de dahil olmak üzere, sınıf tekrarının çocuğun akademik başarısına hiç bir katkı sağlamadığını göstermektedir.
Disleksi görsel bir sorundur. Tüm disleksi çocuklarda görsel mekansal algı sorunu vardır. Disleksi olan kişiler harfleri ters görürler.
Yapılan araştırmalar, disleksiklerin görme sorunları olmadığını ortaya koymuştur. Hatta yaygın inanışın aksine disleksikler "b","d" gibi harfleri ters görmezler. Görsel-mekansal algı sorunları disleksiye eşlik edebilir ancak her disleksik çocuk görsel-mekansal algı sorunu yaşamamaktadır.

FARKLI ÇOCUKLAR VE DİSLEKSİ
Farklı çocuklar merkezinde önce öğrencinin okuma yazma becerisindeki eksiklikler ve öğrenmesini etkileyen etmenler belirlenir. Daha sonra “danışana özel” uygulanan programlar ile öğrenme eksikliği giderilir. Uyguladığımız programlar okuma ve yazmayı, konuşma ve dili kullanma kabiliyetini geliştirerek daha iyi davranışsal, duygusal ve sosyal durumlara yol açar.

Prof. Dr. Münire ERDEN
Dr. Seda SARAÇ
FARKLI ÇOCUKLAR
DEHB VE DİSLEKSİ EĞİTİM DANIŞMANLIĞI
www.farklicocuklar.com